28.02.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Gaziemir İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği “Farklılıklar Değil Haklar Konuşulsun” panelinde engelli yurttaşların yaşadığı sorunları ve CHP’nin çözüm vizyonunu içeren kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi.
Aylin Nazlıaka, konuşmasına bugün ülkemizdeki engelli bireylerin sorunlarını konuşmak üzere toplandıklarını belirterek başladı. Engelli bireylerin sorunlarının sadece onların ve ailelerinin değil, tüm toplumun sorunu olduğunu vurgulayan Nazlıaka, engelli yurttaşların sosyal yaşama tam, eşit ve onurlu katılımının temel bir hak olduğunu ve bu hakkı güvence altına almanın sosyal devletin sorumluluğunda bulunduğunu ifade etti. Bu anlayışla engellilik politikalarının yalnızca destek ve bakım hizmetleri sunmakla kalmayacağını; engellilerin eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşamda fırsat eşitliğine erişmesini sağlayacak bütüncül bir çerçevede hayata geçirileceğini dile getirdi.
CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Gaziemir İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği “Farklılıklar Değil Haklar Konuşulsun” panelinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Bugün ülkemizdeki engelli bireylerin sorunlarını konuşmak üzere toplandık. Engelli bireylerin sorunları sadece onların ve ailelerinin değil, tüm toplumun sorunudur. Engelli yurttaşların sosyal yaşama tam, eşit ve onurlu katılımı temel bir haktır. Bu hakkı güvence altına almak sosyal devletin sorumluluğundadır. Bu anlayışla engellilik politikalarımız yalnızca destek ve bakım hizmetleri sunmakla kalmayacak; engellilerin eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşamda fırsat eşitliğine erişmesini sağlayacak bütüncül bir çerçevede hayata geçirilecektir.
Engellilerin her türlü engel, ihmal ve dışlanmaya karşı korunması ve toplumsal hayata eşit bireyler olarak katılımı temel hedefimizdir. Ancak bugün sahaya baktığımızda karşımıza çıkan tablo ne yazık ki bu hedefle örtüşmemektedir. Bugün burada yalnızca mevzuatı değil; gerçek hayatları konuşuyoruz. Bir annenin çaresizliğini, bir babanın sessiz mücadelesini, bir gencin hayata tutunma çabasını konuşuyoruz. Antalya’da engelli oğlunun başka bir kente sevk edilmesini engellemek için 35 metre yüksekliğindeki falezlere çıkan anneyle görüştüm. Defalarca Bakanlıkla temas kurmuş. “Neden çocuğumu benden uzaklaştırıyorsunuz?” diye sormuş. Net bir yanıt alamamış. Evine gidilmiş, belge imzalatılmaya çalışılmış. İmza atmadığında “Aile ilgilenmiyor” denileceği söylenmiş. Mecburen imzalamış. “Son çare olarak ölümü düşündüm” dedi. “İlla intihar mı etmeliyim sesimi duyurmak için?” diye sordu. Bir annenin kendini bu kadar yalnız hissetmesi kabul edilebilir mi?
Ama bu yalnızca bir örnek değil. Tekerlekli sandalyesiyle üniversiteyi kazanan bir gencimiz, kampüsün erişilebilir olmaması nedeniyle eğitim hakkından fiilen mahrum kalıyor. Evde bakım desteği alan bir aile, gelirindeki küçük bir artış nedeniyle desteğini kaybediyor ve bir gecede ödeneksiz bırakılıyor. İş görüşmesine çağrılan engelli yurttaşlarımız, liyakatleri yerine engelleri üzerinden değerlendirilerek sistematik biçimde dışlanıyor. Otizmli çocuklarımız için özel eğitim hizmetlerinde aylarca süren bekleme listeleri oluşuyor. İşitme engelli bir yurttaşımız hastanede derdini anlatacak tercüman bulamıyor. Görme engelli bireylerimiz kamu binalarında hâlâ erişilebilir yönlendirmeye ulaşamıyor.
İşte tam da bu nedenle; en başta ifade ettiğimiz gibi, engelli yurttaşların toplumsal hayata tam, eşit ve onurlu katılımını sağlamak yalnızca bir politika tercihi değil, anayasal ve vicdani bir yükümlülüktür. Biz, engellilerin her türlü engel, ihmal ve dışlanmaya karşı korunmasını ve toplumsal hayata eşit bireyler olarak katılımını bir hedef olarak değil, gerçekleşmesi gereken somut bir görev olarak görüyoruz. Bu sorumluluk bilinciyle sözümüzü yalnızca eleştiriyle sınırlamıyor; çözüm irademizi ve yol haritamızı da ortaya koyuyoruz.
Eğitimde Fırsat Eşitliği Sağlayacağız
Eğitim, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımında en temel haktır. Bugün ülkemizde eğitim sistemine dahil olma, kamusal alanlarda bulunma, kültürel ve sportif faaliyetlere katılma gibi temel insan hakları açısından ciddi eşitsizlikler sürmektedir. Oysa Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, zihinsel ya da bedensel engelli çocukların “saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve topluma etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran eksiksiz bir yaşam hakkı” olduğunu belirtmektedir. Aynı sözleşmenin 23. maddesinde ise “engelli çocukların özel bakımdan yararlanacağı, bu bakımın her durumda ücretsiz sağlanacağı” açıkça ifade edilmektedir. CHP iktidarında okul öncesi eğitimden başlayarak ayrımcılıkla mücadele ve farkındalık eğitimleri verilecektir. Eğitim hizmetlerinin erişilebilirliği artırılacak, bütün çocukların birlikte eğitim alması hedeflenecek, kaynaştırma eğitimi yaygınlaştırılacak, gölge öğretmenler kadrolu hâle getirilecektir. Devlete ait özel eğitim kurumlarının sayısı artırılacak ve tüm illerde yaygınlaştırılacaktır.
Yaşam Boyu Öğrenim İmkânı Sunacağız
Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) MEBBİS sistemi üzerinden herhangi bir yasal düzenleme yapılmaksızın 27 yaş üstü bireylerin özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasını fiilen engelleyen uygulama Anayasa’ya aykırıdır. Plansız ve programsız alınan bu kararlar, bireylerin kazanılmış becerilerinin kaybına, toplumsal uyumlarının bozulmasına ve ailelerin ciddi bir bakım yüküyle baş başa bırakılmasına yol açacaktır. Hiçbir geçiş planı ya da bilgilendirme yapılmaması aileleri çaresizliğe sürüklemektedir. Oysa yapılması gerekenler bellidir: Biz, yaş sınırını kaldıracağız, özel eğitim alanında geçici istihdam biçimlerine son vereceğiz, kadrolu öğretmenleri derhal atayacağız. Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri bir sosyal yardım değil, yaşam boyu süren temel bir haktır. Tasarruf olarak görülen bu kesintiler ileride çok daha ağır bir maliyet ve sosyal yıkım olarak karşımıza çıkacaktır. Bu mesele yalnızca engelli bireyleri değil, bütün aileyi ve toplumu doğrudan etkilemektedir.
Çalışma Hayatında Eşitliği Sağlayacağız
Kamu ve özel sektörde engelliler için ayrılan istihdam kotaları tam olarak uygulanacak ve engellilerin hem meslek edinmeleri hem de mesleklerini güvenle sürdürebilmeleri için yasal düzenlemeler yapılacaktır. İstihdam; bağımsız yaşamın, onurun ve toplumsal eşitliğin temelidir. Ancak ülkemizde engelli bireylerin yalnızca yüzde 20–25’i çalışma hayatına katılabilmiştir. Bu oran, engelli kadınlarda çok daha düşüktür. EKPSS’de yüksek puan almasına rağmen yerleştirilemeyen çok sayıda engelli aday bulunmaktadır. Özellikle engelli öğretmenler, sağlık çalışanları, mühendisler ve diğer uzman meslek gruplarında binlerce nitelikli aday atama beklemektedir. Bu nedenle kontenjanlar artırılmalı, yerleştirme kriterleri adil biçimde gözden geçirilmeli, uzman meslek grupları için ek kadrolar oluşturulmalıdır. Engelli bireylere yönelik istihdam alanları genişletilmeli, işyerlerinde engelli kotası etkin biçimde denetlenmeli, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kurumlara yaptırım uygulanmalıdır. Ayrıca engelli bireyler için esnek çalışma modelleri yaygınlaştırılmalı, engelli kamu işçilerinin çalışma koşulları ve tayin süreçleri yeniden düzenlenmelidir.
Bağımsız Yaşam Hakkını ve Gelir Güvencesini Sağlayacağız
Cumhuriyet Halk Partisi olarak engellilerin bağımsız yaşam hakkını savunuyoruz. Bu amaçla engelli aylıkları hesaplanırken hane geliri değil, engelli bireyin kendi geliri esas alınacaktır. Engelli yurttaşlarımıza iki maaş tutarında bayram ikramiyesi verilecektir.
Engelliliği Önleme ve Risk Azaltma Tedbirleri Alacağız
Anne karnından başlayarak önleyici tedbirler alacağız. Akraba evliliği ve diğer risk faktörleri konusunda farkındalık çalışmaları yapacağız.
Erişilebilirliği ve Toplumsal Katılımı Sağlayacağız
Fiziksel çevre, yollar, binalar ve toplumsal yaşam alanları engellilerin erişimine uygun hâle getirilecektir. Ulusal erişilebilirlik eylem planı hazırlayacak ve uygulayacağız. Kentlerin mimarisini ve altyapısını engellilerin bağımsız ve güvenli yaşamına uygun hâle getireceğiz. Kamu kurumlarında Türk İşaret Dili tercümanı bulundurulmasını zorunlu hâle getireceğiz. Özellikle adliyeler, hastaneler, emniyet birimleri ve sosyal hizmet kurumlarında işaret dili hizmetini kesintisiz sağlayacağız. Afet uyarı sistemlerinde görsel ve titreşimli uyarıları zorunlu hâle getireceğiz.
Bakım Sigortası Yapacağız
Engelli bireylerin bakımını üstlenen aile bireylerini sigortalayacak ve emeklilik hakkı sağlayacağız. Evde bakım aylıkları artırılacak, bakım verenlere psikososyal destek hizmetleri sunacağız. Engelli bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin niteliği ve niceliği yükseltilecek, liyakatli kadrolar ve etkin denetim mekanizmaları oluşturacağız.
Sağlık Hizmetlerini Erişilebilir Kılacağız
İktidarımızda engelliler sağlık hizmetlerinden kesintisiz ve eşit biçimde yararlanacaktır. Muayene ücretleri, katılım payları, kullandıkları cihazlar ve yardımcı tıbbi malzemeler ücretsiz olacaktır.
Muafiyetlerde İyileştirmeler Yapacağız
Daha önce 5 yıl olan ÖTV muafiyetli aracın satışı/devri süresi yapılan yeni düzenlemelerle 10 yıla çıkarılmıştır. Bir engelli bireyin aldığı aracı 10 yıl boyunca yenileyememesi, aracın ekonomik ömrünü doldurması ve bakım masraflarının artması anlamına gelmektedir. Araç ve sürücü düzenlemeleri, engelli bireyleri sınırlamak için değil; yaşamı erişebilir kılmak için vardır. Çünkü bağımsız hareket edemeyen bir bireyin eşit yurttaşlıktan söz etmesi mümkün değildir. Bu yanlışı düzelteceğiz.
Otizm Eylem Planını Derhal Uygulayacağız
Otizm oranı ülkemizde 32’de 1’dir. Ulusal Otizm Eylem Planı’nı etkin şekilde uygulayacağız.
Raporlama Süreçlerini Kolaylaştıracağız
Sürekli Raporların Sorgulanması:
Tıbben iyileşmesi mümkün olmayan, uzuv kaybı olan veya genetik hastalığı bulunan bireylerden rapor yenileme talep etmek, engelliyi hayattan bezdirme politikasıdır.
Oran Düşürme Stratejisi:
Vatandaşın %40 olan raporu, yeni yönetmelik bahane edilerek %38’e düşürülüyor. 2 puanla insanları tüm sosyal haklarından, ücretsiz taşıma kartından ve yardımlarından mahrum bırakıyorsunuz. Bu, verilerle oynamaktır. Son çıkan Engelli Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliği doğrultusunda, %40’ın altında rapor alan engelli bireylerin yasadan yararlanamaması ciddi sorunlara yol açmaktadır. Birey işe girmek istediğinde, %40’ın altındaki engel oranı istihdam edilmesini engellemektedir. Ne sağlıklı ne de engelli bir birey olarak tanımlanabilmektedir. Bu durum birçok yasal hakkın önünde engel oluşturmakta, hak mahrumiyetine sebep olmaktadır. Engelli birey, “bağımsız”, “yarı bağımlı”, “tam bağımlı” şeklinde rapor düzenlenerek tanımlandığında; istihdam edileceği işe giremiyor, bakım hizmetinden yararlanmak istediğinde “yarı bağımlı” denilerek kabul edilmiyor. Bu şekilde birçok engellimiz mağdur edilmektedir. Bireyin niteliği ve özlük durumu dikkate alınarak bu hizmetler doğru tanımlama ile verilecek, sağlık raporları buna göre düzenlenecektir.
Veri, Adalet ve Temsil İmkânı Sunacağız
En son 4 yıl önce açıklanan resmi verilere göre ülkemizde 5 milyon 841 bin engelli vatandaşımız bulunmaktadır. Oysa bu alanda çalışan uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının saha çalışmalarına baktığımızda, gerçek sayı 10 milyonun üzerinde olduğu görülmektedir. Engellilere dair veriler düzenli olarak güncellenecek ve ayrıştırılmış veriler kamuoyu ile paylaşacağız. Kamu yönetimi ve siyasal yaşamda engelli temsilini artıracağız.
Engellilerin Emeklilik Hakkının Gasp Edilmesine İzin Vermeyeceğiz
Emeklilik engelliler için artık âdeta ulaşılamaz bir statüdür. Çıkardıkları son yasa ile 2008 öncesi sigortalanmış olan engellilerin bir anda vergi indirimi esaslı emeklilik sisteminden çalışma gücü kaybı esaslı emeklilik sistemine geçişi çok büyük mağduriyetler yarattı. Çalışma Bakanlığı “Eşitlemek adına yapıyoruz.” dediği bu düzenleme çok büyük hak kayıplarına yol açtı. Sigortalı çalışmaya 2008 Ekim ayından önce başlayan SSK’lılar daha önce Maliye Bakanlığı sağlık kurulunca onaylanan engellilik oranına göre emekli olabiliyordu. Bu uygulama artık sona erdi. Bundan böyle SGK sağlık kurullarınca belirlenen çalışma gücü kayıp oranına göre emekli olabilecekler. Çalışma gücü kayıp oranı yüzde 40 ila 49 olanlar 18 yıl sigortalılık süresi ve 4100 prim günüyle, yüzde 50 ila 59 olanlar 16 yıl sigortalılık süresi ve 3700 prim günüyle emekli olacaklar. Çalışma gücü kayıp oranı yüzde 60 ve üzeri olanlar ise eskiden olduğu gibi 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim gününü tamamlamaları hâlinde yaşa bakılmaksızın emekli olabilecekler. 2008 öncesi sigortalılar için olduğu gibi, sahip oldukları emeklilik haklarının bir anda ellerinden alınıp daha uzun yıllar çalışmaları gerektiğinin söylenmesi asla hakkaniyetli ve vicdani değildir. Emeklilik hesabı sadece çalışma gücü kaybı üzerinden değerlendirilemez. Bu yasayı AYM’ye götürdük.
Biz hep birlikte bu ülkede tok, eşit, adil, özgür ve huzur içinde yaşayacağız. Engelleri değil, insanı merkeze alan bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.
Biz; bu ülkenin Cumhuriyet değerlerinin ışığında yürüyen Atatürk sevdalısı yurttaşlarıyız. Biz dayanışmayla 19 Mart’tan sonra kurulan tüm kumpasları aşarız. Cumhurbaşkanı adayımız ve yol arkadaşlarımız özgürlüğüne kavuşana kadar azim ve kararlılıkla adalet ve demokrasi mücadelesini büyüteceğiz. İlk seçimlerde bu ceberut iktidarı göndereceğiz. İşte o zaman; her şey çok güzel olacak!
03.03.2024