CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: “Staj ve Çıraklık Mağduriyetini Gidermek Benim Boynumun Borcudur”

03.10.2026

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

- “Staj ve çıraklık mağduriyetinin 40 yıldır çözülememesi bir insanlık sorunudur; bu mağduriyet giderilinceye kadar mücadele etmek Kılıçdaroğlu sözüdür, benim boynumun borcudur.”

- “Sivil toplum temsilcilerimizle ortaklaşa bir kanun teklifi draftı ve Meclis araştırma önergesi hazırlayarak TBMM gündemine taşıyacağız, kimin emekçiden yana kimin karşı olduğunu tüm Türkiye görecek.”

- “Anayasamızda değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 'sosyal hukuk devleti' ilkesinin gereği olarak emeğin en yüce değer olduğunu felsefi ve hukuki tüm zeminlerde savunacağız.”

- “Meslek kola takılan bir altın bileziktir; genç yaşta ter döken, kaza geçiren, emeklilikte hak kaybına uğrayan emekçilerimizin sesini Meclis kürsülerinden duyuracağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen "Millî Bilinç Güçlü Türkiye - Hakkını Alan Emekçi" programı kapsamında staj ve çıraklık mağdurları ile bir araya geldi. Salonda bulunan sivil toplum temsilcileri ve emekçilere hitap eden Kılıçdaroğlu; 40 yıldır süregelen hak kayıplarının ortadan kaldırılması, TBMM çatısı altında verilecek kanun teklifleri ve araştırma önergeleri ile sosyal hukuk devleti ilkesinin eksiksiz uygulanması konularında kararlılıkla mücadele edeceklerini, hak kayıpları giderilene kadar sorunun takipçisi olacaklarını kaydetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, programda yaptığı konuşmada şunları söyledi:


Sayın Murat Aydın konuşmasına başlarken "Emek en yüce değerdir" demişti. Bunu hemen hemen bütün siyasiler yeri, ortamı gelince dillendirirler. Ama emeğin gerçekten en yüce değer olduğunu düşünürler mi, gereğini yaparlar mı? Çoğu zaman gereği yapılmadı, nitekim sizin olayınızda da.

Uzun yıllardır devam eden bir haksızlık eğer giderilemiyorsa bir sorunumuz var demektir. Bizim Anayasamızda değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerin birisinin başlangıcında şunu söyler: 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti; demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir.' Hukuk devletidir demiyor, sosyal devlet de demiyor; sosyal hukuk devletidir diyor. Yani herkesin hakkının teslim edileceği bir devlettir demek istiyor. Dolayısıyla 40 yıldır uğraşıyorsunuz, eğer gerçekleşmiyorsa bir sorun var demektir. Sorunu iki bağlamda düşünmek lazım: Bir, siyasetçi gereken önemi, iktidar sahipleri gereken önemi vermedi; iki, binlerce kişisiniz, sesinizin duyulmaması... Dolayısıyla bu toplantı sizin için ne kadar değerlidir bilmiyorum ama size açık yüreklilikle söylüyorum, bizim için düşündüğünüzden daha fazla değerlidir çünkü biz hakkı temsil ediyoruz.

“METNİ BİRLİKTE HAZIRLAYACAĞIZ: KANUN TEKLİFİ VE ARAŞTIRMA ÖNERGESİNİ MECLİS’E SUNACAĞIZ”

Hiç endişe etmeyin. Bunu önce bir tasarı olarak hazırlayacağız, taslak olarak hazırlayacağız; üç değerli başkanımızı da davet edeceğiz, metni sizler göreceksiniz. 'Evet, bu metin bizi tatmin ediyor' derseniz, biz bunu bir kanun teklifi olarak Meclis'e vereceğiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Yetiyor mu? Hayır. Ayrıca bu konuda bir araştırma önergesi de vereceğiz. Gene sizlerle temas edeceğiz, o araştırma önergesine nelerin girmesi gerekiyorsa -iş kazaları oldu, ne kadar oldu, hak talebi için bugüne kadar yaptığınız mücadeleler- dolayısıyla bu araştırma önergesini vereceğiz ama içini sizler dolduracaksınız. Çünkü bu işi en iyi bilen sizlersiniz, hayatı yaşayan sizlersiniz, sorunla karşılaşan sizlersiniz. Bizler sizin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki sözcüleriniz olacağız.

Milletvekili arkadaşlarımız tek tek kürsüye çıkacak, anlatacaklar. Bu araştırma önergesinin önemi ne? Önemi şu: Cumhuriyet Halk Partisi bunu verecek ama bu araştırma önergesi TBMM’de görüşülürken bütün siyasi partilerin temsilcileri söz alacaklar ve sizler izleyeceksiniz. Bakalım iktidar sahipleri ne diyecek? Size hak veriyorlarsa gereğini yapmak zorundalar; vermiyorlarsa gerekçelerini söylemek zorundalar ve bu konuşmaların tamamı meclis tutanaklarına geçecek. Sizler de gerçekten kimler yanınızda, kimler size karşı, onu çok rahat öğreneceksiniz.

“40 YILDIR ÇÖZÜLEMİYORSA BİRİNCİ SORUMLU SİYASET KURUMUDUR; SİZE KILIÇDAROĞLU SÖZÜ: ARKASINI BIRAKMAYACAĞIZ!”

40 yıldır çözülemiyor… 40 yıldır çözülemiyorsa kabahat sizde değil, siyaset kurumunda; birinci sorumlu o. Çünkü sosyal hukuk devleti denen ve Anayasasında değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen bir hüküm varsa bu ülkenin hukuk sisteminde, bunun görülmesi lazım, siyasetçinin görmesi lazım, en azından belli çevrelerin, akademi çevrelerinin görmesi, onların dillendirmesi lazım. Çünkü sonuçta bu bir hayat meselesidir. Eğer iş yerinde bir kaza oluyorsa, bir genç kaza geçiriyorsa ve onun hakkı teslim edilmiyorsa bir sorun var demektir. Emekliliğe geldiği zaman, emeklilik yaşı dolduğu zaman başlangıç tarihi farklı düşünülüyorsa bir yasayla orada bir sorun var demektir.

Bunları çözmemiz lazım. Çözdüğümüz zaman göreceksiniz. Çözülmez mi? Çözülür. Ama dirençli olursak çözülür. 'Hani bir kanun teklifi verdi, bir araştırma önergesi verdi, reddedildi; arkasını bırakalım...' Hayır! Size Kılıçdaroğlu sözü; arkasını bırakmayacağız ve bunun mutlaka çıkıncaya kadar mücadelesini vereceğiz.

“MECLİS KÜRSÜSÜNDEN VİCDANLARA SESLENECEĞİZ: BU HAKSIZLIĞIN GİDERİLMESİ LAZIM”

Şimdi değerli arkadaşlarım; sorunlar biliyorsunuz var, yaşıyorsunuz. Sorunları mutlaka örneklerle bize bildirmeniz lazım. Çünkü arkadaşlarımız Meclis kürsüsüne çıktığı zaman bu hayatın gerçek örneğini o meclis kürsüsünde anlatması lazım; milletvekillerinin vicdanına seslenmesi lazım: Burada haksızlık var mı, var; insanlar mağdur mu, mağdur, örnek mi, buyurun size örnekler… Peki neden olmuyor? Eğer adalet sağlanacaksa, hukukun gereği yerine getirilecekse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir sosyal hukuk devletiyse haksızlığın giderilmesi lazım.

Bunu el birliğiyle giderebileceğimizi düşünüyorum. Bunun mücadelesini vermekten de biz onur ve kıvanç duyarız. Çünkü biz felsefi olarak da hukuki olarak da inanç olarak da emeğin en yüce değer olduğuna inanan bir partiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi; adımız zaten Halk Partisi, halkın partisi. Halkın partisi, halkın sorunlarına bakacak. Halkın sorunlarına bakarken yaşlıydı, gençti, çocuktu diye değil; hangi birey olursa olsun, hangi yaşta olursa olsun, hangi sorunla karşılaşırsa karşılaşsın onun sorunuyla ilgilenmek temel görevimizdir.

“TBMM GERÇEKTEN MİLLET İÇİN ÇALIŞIYORSA BU İNSANLIK MESELESİNİ ÇÖZMEK ZORUNDADIR”

Bize sorunlarınızı aktardığınız zaman biz onu gerekçeleriyle, niçin çözülmesi gerektiğiyle anlatırız ve ısrar ederiz. Dediğim gibi bir araştırma önergesi veririz, yetmez; 6 ay sonra bir daha veririz, yetmez bir daha veririz, yetmez bir daha veririz. Yetmez kürsülerde söyleriz, yetmez meydanlarda söyleriz, yetmez televizyon programlarında söyleriz. Yani sorunu sadece sizde değil, sorunu vicdanlı olan herkese yansıtmak zorundayız. Yani hayatı boyunca çocukken çalışmamış, sizin yaşadığınız sorunları yaşamamış bir kişi bile bu sorunları dinlediği zaman televizyon başında veya herhangi bir toplantıda 'Evet ya, bu sorunun çözülmesi lazım kardeşim, niçin çözülmüyor?' demeli. Dolayısıyla bir haksızlık varsa bu haksızlığın giderilmesi lazım, bu konuda çalışacağız. Mesele dediğim gibi sadece gençlerin meselesi değil, bu bir insanlık sorunudur, insanlık meselesidir. Bu ülkede yaşayan herkesin ama herkesin – yaşı, inancı, bölgesi, kimliği ne olursa olsun- bir sorunu varsa o sorunu çözmek hepimizin ortak görevidir. Tabii asıl sorumlu olan, eğer işin yasal boyutu varsa Türkiye Büyük Millet Meclisidir. TBMM, eğer gerçekten milletin meclisiyse ve gerçekten millet için çalışıyorsa, gerçekten milletin hakkını ve hukukunu savunuyorsa bu sorunu çözmek zorundadır. Yoksa 600 milletvekili orada oturacaklar, iyi paralar alacaklar, keyiflerine bakacaklar; olmaz! Bunun karşısında her zaman durduk, her zaman itiraz ettik. Varsa sorun hep beraber oturalım, çözelim. Akıl, mantık neyi gerektiriyorsa… Siz eğer bir sorunla karşılaşıyorsanız, bu sorun görmezden geliniyorsa, siyaset kurumu, iktidar sahipleri bunu görmüyorsa bir sorunumuz var demektir. Biz onlara göstereceğiz, tabloyu onların önüne koyacağız; kaç kişi yaralandı, kaç kişinin sağlık sorunu ortaya çıktı, kaç kişi hayatını kaybetti bu genç yaşta, eğitim nasıl oldu, eğitimin kalitesi nedir, bütün bunların hepsini ortaya koyacağız.

“MESLEK KOLA TAKILAN ALTIN BİLEZİKTİR; BU SORUN ÇÖZÜLÜNCEYE KADAR TAKİPÇİSİ OLUN”

Bir şey daha değerli arkadaşlarım… Mesleği biz kola takılan altın bilezik olarak görürüz. Üstlendiğiniz görev, gençlerin üstlendiği görev sıradan bir görev değildir, olağanüstü güzeldir bir meslek sahibi olmak, o mesleğin hakkını teslim etmek. Çünkü meslek sahibi olmak şu demek: Siz evde bunu icra etmiyorsunuz, vatandaşla karşı karşıya geldiğinizde vatandaşa icra ediyorsunuz. O, sizin verdiğiniz emeğin değerini görecektir. Görüyor da… Eğitim bu emeğe nitelik kazandırıyor ve o nitelik içerisinde sizin hakkınızın teslim edilmesi gerektiğini sadece parlamento değil, sıradan vatandaş da 'Evet, bunların sorunu var, çözülmeli' diyecektir.

Sizden bir başka isteğim daha var: Milletvekilleriyle, politikacılarla karşılaştığınızda bu sorunu dile getirin. 'Niye bunu çözmüyorsunuz, bizim böyle bir sorunumuz var' diye söyleyin. Onun hafızasının bir yerinde o sorun durmuş olur ve sorunun çözümüne hep beraber katkı vermiş oluruz. Bu sorunu Cumhuriyet Halk Partisi'nin çatısı altında dile getirdiniz. Tabii ilk burada dile gelmiyor ben bunun farkındayım; çoğu yerlerde dile geldi, çoğu zaman dillendirildi, hayatını kaybedenlerin aileleri ziyaret edilirken dillendirildi, bazen bürokratlar geldiği zaman bir şekilde dillendirildi. Ama önemli olan var olan ve 40 yıldır çözülemeyen bir soruna çözüm üretmek. Çözümü üretme konusunda sizinle ortak çalışmamız lazım. Biz parlamentoda, miting meydanlarında, salonlarda, her yerde bu sorunu bir şekliyle dillendireceğiz; sizler de sorun çözülünceye kadar sorunun takipçisi olun. Dernekleşmişsiniz, sivil toplum örgütü olarak bir araya gelmişsiniz, sorununuzu dillendiriyorsunuz. Hiç endişe etmeyin, sizin sorununuz benim boynumun borcudur ve o sorunu çözeceğiz. Hakkı, hukuku ve adaleti mutlaka sağlayacağız, mutlaka. İnsanlık tarihi, adalet mücadelesi tarihidir. Dolayısıyla karşılaştığınız bir sorun varsa o sorunu çözmek de bizim boynumuzun borcu. Size hepinizin huzurunda, medyanın huzurunda bu sorun çözülünceye kadar mücadele edeceğimin sözünü veriyorum. Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.