21.05.2026
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik yapılan operasyonlara tepki gösterdi, meydan okudu. Özel, "Akın Gürlek’e yani Aktoroslar Çetesi’yle Butlan İttifakı'na meydan okuyorum" dedi.
Can Bursalı - Yıldız Yazıcıoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nu geride bırakarak genel başkan seçilen Özgür Özel, göreve geldiği ilk aylarda partisini yerel seçimlerde birinci parti konumuna taşıdı. Ancak 31 Mart sonrası başlayan süreç, CHP açısından yalnızca bir seçim başarısının değil, aynı zamanda sertleşen siyasi ve yargısal mücadelelerin de başlangıcı oldu. Belediyelere yönelik operasyonlar, “mutlak butlan” tartışmaları, AK Parti'ye 'tehdit edildikleri' iddialarıyla geçen belediye başkanları, İBB Davası'nda tezatlıklar gibi pek çok konu siyasetin merkezinde yer alıyor.
Özgür Özel ise kısa sürede Türkiye siyasetinin en sert kuşatmalarından birinin merkezindeki isim haline geldi. Özellikle 19 Mart 2025 sonrası yaşananların ardından, grup kürsüsünde kullandığı ifadeler, iktidara yönelik doğrudan meydan okumaları ve “Özgür Özel’in beli kırılmadan CHP’nin beli kırılmaz” sözleri, onu yalnızca bir parti genel başkanı değil, partisini kuşatma altında gören bir siyasi hareketin direniş figürü haline de getirdi.
Söyleşimiz boyunca, mücadele etmeye kararlı bir profil çizen Özel, hem iktidarın CHP’ye yönelik hamlelerini hem de parti içindeki tartışmaları değerlendirdi. Erdoğan’ın “rakibini hapse atan korkak bir siyasetçi” olduğunu söyleyen CHP lideri, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığından geri adım atmayacaklarını vurgularken, olası bir baskın seçime de “Bugün olsa yine kazanırız” sözleriyle meydan okudu. Konu ne olursa olsun, "Biz partimizi bırakmayız. Direnişi sürdüreceğiz" diyen Özgür Özel, Gazete Pencere'nin sorularını yanıtladı.
Yorgun hissediyor musunuz?
Şu an yorgunluk hissedilmez ama en son iş bittiğinde bayılırsın ya, onun gibi bir durumdayım.
Şikayetçi misiniz?
Siyasetin daha normal bir düzlemde olduğu, arkadaşların böyle iftiralara, hakaretlere uğramadığı bir yerde, genel başkanlık yapıp pozitif gündemle iktidara yürümeyi tercih ederdim. O çok daha zevkli olurdu. Yorulacaktıysam, pişman olacaktıysam ne diye çıktım yola.
‘BAŞARININ MİMARI ÖZELEŞTİRİDİR’
Kemal Kılıçdaroğlu’nu mağlup edip CHP Genel Başkanı olduğunuzda, özellikle 19 Mart 2025’ten sonraki süreci yaşayacağınızı öngördünüz mü?2023’ün mayıs ayında yaşananlardan sonra bir duygusal kopuş olduğunu söylemiştim. Partinin oyu yüzde 13’lerdeydi. O dönem Ekrem Bey bir değişim tarif etti, ben bir değişim tarif ettim. İki ayrı değişim talebini birleştirdik. İlk başta koordinasyonumuz yoktu. Kaygılarımız, tespitlerimizi örtüşünce yolları birleştirdik. Kurultay’a doğru giderken, toplumun üyeyi, üyenin delegeyi ikna edeceğini biliyordum. Toplumun bizim çabamızı bir özeleştiri olarak sayacağından umutluydum. Bunu görmek istiyorlardı. Yerel seçimdeki başarının mimarı bu özeleştiridir.
‘ÖZGÜR ÖZEL’İN BELİ KIRILMADAN CHP’NİN BELİ KIRILMAZ'
Ama siyasetin bu hale geleceğini öngörmedim. DEM Parti’nin seçim başarılarından sonra kayyum atamalar, belediye başkanlarına, partinin eş genel başkanlarına tutuklamalar… Erdoğan’ın yenemediği zaman nasıl saldırdığını biliyorum. Böyle bir ihtimali öngördüm. Seçimden sonra CHP birinci parti olarak kalmaya devam etti, işte oradan sonra Erdoğan balta çekti bize. Bu kadarına cüret edebileceklerini ve bu kadar kötü olabileceklerini düşünmüyordum. En sonunda döndü dolaştı iş Özgür Özel’in beklenmedik direnişine geldi. Bu partinin genel başkanıysan bu kadar haksızla bu kadar iftiraya susacak halin yok. Özgür Özel'in beli kırılmadan CHP'nin beli kırılmaz.
Adalet Bakanı’nın tapularını açıklamıştınız. Ondan sonra sertliğin dozu artmış gibi görünüyor…
Adalet Bakanı dedi ki Muhittin Böcek itirafçı olacak ama daha zamanı var. Manisa'da benzin istasyonundan bahsediyor. Muhittin Böcek'in baz kaydından onun orada durduğu görülüyor. Düşünüyor ki oraya bizden biri gidecek. Tutarına kadar söyledi Özgür Özel’e para verildi yalanını. Adalet Bakanı bunu söyleyen. Ölmüş biri üzerinden iftira atmayı düşündüler. Tutmayınca bu sefer Gökhan Böcek üzerinden bir şey uydurdular. Parayı kimden aldın? Nereden çektin? Nasıl gittin? Seni kim yolladı? Kim karşıladı? Hatırlamıyorum diyor. Kimle görüştün? Adını unuttum. Eşkalini tarif ederken boyu benden biraz uzun, 1,70 diyor. Kendi 1.50. Bizden 1.90’lık birini alıp götürdüler. Tutuklayacaklardı.
Rakam da değişti, 20 milyon dolardı, 1 milyon euro oldu. Çünkü çantaya sığmıyor 20 milyon dolar. Gökhan’ı zorlamak için mahrem görüntülerini servis ettiler.
‘YANLIŞ GENEL BAŞKANA GELDİNİZ OĞLUM’
Antalya’da kritik bir başsavcı değişikliği oldu. Görüntüler de o değişiklikten sonra servis edildi. Bu dikkatinizi çekti mi?
Tabii ki. Adalet Bakanı ve onun oluşturduğu kendi etrafındaki çete tarafından gayri ahlaki bir zemin yaratılıyor. Sonra bize gelip, ‘AK Parti’dekiler de bundan rahatsız. Erdoğan’ın haberi yok’ diyorlar. Yine klasik Erdoğan iyi, çevresi kötü hikayesi. Ben bunu bana söyleyen AK Partiliye, ‘Yanlış genel başkana geldiniz oğlum, bunları niye bana yazıyorsunuz? Gidin kendi genel başkanınıza yazın’ dedim.
‘ÖZKAN YALIM O KAPIYI AÇANA KADAR CHP’LİYDİ, AÇTI AKP’Lİ OLDU’
2025’in sonunda bütçe konuşmanızda da Akın Gürlek henüz başsavcıyken size iletilen iddialara yönelik de aynı şeyleri söylemiştiniz. Sonra mart ayında tapu kayıtlarını açıkladınız. Değişen ne oldu?
Hiçbir şey değişmedi. Başsavcıyken bunları biriktirdik. Akın Gürlek gibi birisinin Adalet Bakanı olmasına yönelik AK Parti’nin içindeki mücadelenin parçası olamazdım. Onun Adalet Bakanı olması için AK Parti’deki bazı kişilerin beni kullanmasına izin veremezdim. Bu benim görevim değil. Bana gelen bilgilerin ben Erdoğan'a verildiğini de biliyorum. Belki de fazlası verilmiştir. Yine de böyle bir adamın Adalet Bakanı yapılması, Erdoğan’ın her şeyi bile bile atamasını yapmasını ifşa etmek CHP’nin görevidir.
Sonunda ID numaralarını koyduk. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bile itiraz edemedi çünkü herkes gerçek olduğunu biliyor. Bu yüzden de şahsımı hedef alarak, belimi kırmaya çalışıyorlar. Benim belim kırılırsa partimin beli kırılır diye bakıyorlar. CHP’nin iktidar yürüyüşünü ancak böyle durdururuz diyorlar.
Şu kadarını söyleyeyim. Yani AK Parti'nin bu kadarına tenezzül etmezdi diyordum. Özkan Yalım, o otel odasında kapıyı açana kadar CHP’liydi. Kapıyı açtı, AKP’li oldu. Nasıl oldu? AKP’nin lehine yalanlar attırıyorlar, iletişim kampanyası yapıyorlar. Attığı yalanlar da çürüdü. İşe alındı dediği delegelerin çocuklarının biri 5 biri 7 yaşında. Her söylediği çöktü.
‘AK TOROSLAR ÇETESİ - BUTLAN İTTİFAKI’NA MEYDAN OKUYORUM’
Kemal Kılıçdaroğlu yayınladığı son videoda doğrudan sizin grup toplantısındaki sözlerinizi hedef aldı. Duyduğunuzda ne hissettiniz, Kılıçdaroğlu’nun sözlerine yönelik değerlendirmeniz nedir?
Ben Kemal Bey’le devir teslim yaptığımız andan şu ana kadar ona karşı nezaketimi, saygımı hiç yitirmedim. Yitirmeye de niyetim yok. Zaman zaman eleştirilerde de bulundu. Önceki genel başkanların eleştiri hakkı vardır. Ama onların hukuku bana emanet. Benim onlara eleştirme hakkım yok. Kemal Bey'in hukuku bana emanettir. Ama partinin hukuku da bana emanet.
Ben yaptığım açıklamada Saray’dan medet umanları kastediyorum. Saray’dan medet umanlara sarayın mermeri olmak yerine toprak ol çiçekler açsın diyorum. Bu sarayda mermer olana söylenen bir laf. Kemal Kılıçdaroğlu'na söylenen bir laf değil. Grup toplantısında dakikalarca alkışlandı, 81 il başkanı arkasında durdu. Ben orada bir ittifaka meydan okudum. Cumhur İttifakı'na meydan okumuyorum orada. Ben orada Akın Gürlek’e yani Aktoroslar Çetesi’yle Butlan İttifakı'na meydan okuyorum. 19 Mart darbecileriyle parti içinde Kurultay sonucunu hazmedemeyenlerin ittifakına meydan okuyorum. Kemal Kılıçdaroğlu diye Sayın Genel Başkan'ı da hiç isimlendirmedim. Ama butlan beklentisiyle partide delegenin vermediği yetkiyi AK Parti'nin talimatlı yargısından bekleyenler var.
‘KEMAL BEYİN ALINGANLIK GÖSTERMESİNE ŞAŞIRIRIM’
Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin, sizin grup toplantınızdaki konuşmanızı üzerine alındığını gösterdiğini ileri süren yorumlar da var…
Zaman zaman Silivri’de yatanların suçları varmış da yatıyorlarmış gibi aklanmalarını beklemek gerekiyor diyenleri duyuyorum. Bu yargıda mı aklanacaklar yani? Bu yargıda aklanmalarını beklemek, arkadaşlarımızın üzerine iftira atanlara cesaret verir. Oysa, iftiracıların helallik istediği bir süreçteyiz biz Silivri’de. Ben önceki Genel Başkan’ın hukukunu zedeleyecek bir şey söylemem. Ama partinin hukukunu kimsenin zedelemesine de izin vermem. Herkesin dikkatli olması lazım.
2023’ten sonra iki Kurultay daha yaptı. Hiç kimse aday olmadı. Halen daha partiyi yönetme iddiasındaki bir grubun Kurultay yerine mahkeme kararıyla gelmek gibi niyeti varsa, öyle bir ihtimal yok. Ben Kemal Bey'in ağzından böyle bir şey duymadım. Duysam yakıştıramam. Bakın duymadım, duysam yakıştıramam. Ben Kemal Bey’in Saray’dan medet umanlara söylediklerime alınganlık göstermesine şaşırırım. Aksine hiç o alınganlığı göstermeyecek bir pozisyonda kendisini tarif etmesini beklerim yani. Ne butlanı demesini, partide genel başkanın nasıl seçileceği belli demesini beklerim. Net bir duruş olur.
‘KILIÇDAROĞLU’NDAN ÜMİT EDERİM'
Kılıçdaroğlu’nun açıklaması sonundaki “Benden açıklama bekleyenler, beklemesinler” demişti. Bunu nasıl değerlendirmeli?
Ben ‘CHP’nin mevcut yönetime karşı bir açıklama yapmamı beklemesinler’ şeklinde olmasını ümit ederim. Orada bir açıklık yok. Orada her iki türden anlaşılmaya müsait bir ifade var. Bu şekilde ifade edilmesini beklerim.
‘İKTİDARA TALİP OLDUĞUM İÇİN SALDIRI ALTINDAYIM’
Ekrem İmamoğlu’yla yol arkadaşlığınızdan vazgeçerseniz size destek vereceğiz gibi bir teklif yapıldı mı?
Kemal Bey'den böyle bir şey duymadım. Bu tip spekülasyonlar çok yazıldı veya ilk başlarda, ilk dönemlerde kendisine yakın olduğunu ifade eden bir takım isimler geldiler, gittiler. Sırf o değil ki, Erdoğan bunu defalarca grup konuşmasından, otobüs üstünden bana söyledi. ‘Ekrem’i bırak, rahat et’ teklifi, şahsıma bir iktidar teklifi değil. ‘CHP’ye sen iktidar yürüyüşünden vazgeç, muhalefette rahat et’ teklifi. Ben bu teklifi kabul edecek olsam bu yola hiç çıkmazdım zaten. Zaten muhalefette rahat etmediğimiz için değişim deyip aday olduk ve iktidar olmak istiyoruz. 14 aydır boşuna mı yatıyor Ekrem İmamoğlu? Mansur Yavaş'a sürekli hedefe koymaya çalışmalar boşuna mı? Özgür Özel'e bu kadar saldırı, benim ailemin oturduğumuz adreslerimizi Manisa'daki, İstanbul'da kızımın evini ifşa ettiler, bana saldırdılar, kızımı sosyal medya üzerinden hedefe koydular, ailemi, gencecik çocuğumu yani bunlar boşuna mı olmuş da ben döneceğim diyeceğim ki tamam ben Ekrem'i bıraktım, huzur bulalım.
Huzur bulacaksam zaten muhalefette huzur bulmak kolaydı. Ben iktidara talip olduğum için saldırı altındayım. Ben iktidara talip olduğum için belimi kırmaya çalışıyorlar. Muhalefete talip olanlara çok konforlu koltuklar sağlayan bir rejim var yani şu anda. Bana Erdoğan defalarca ‘Gel Ankara merkezli siyaset yap’ dedi.
‘ERDOĞAN KORKAK BİR SİYASETÇİ’
Ekrem İmamoğlu zaten çok uzun süredir hapiste. Mansur Yavaş'a yönelik de bir yargı kuşatması var. İki forvetim var, teknik direktörüm demiştiniz. Ekrem İmamoğlu'nun yaşadığı sürecin benzeri Mahsur Yavaş üzerinde de olursa teknik direktör olarak siz mi gireceksiniz oyuna?
Ekrem’i bırakalım yeni aday belirleyelim diyorlar. Ekrem İmamoğlu'nu bırakıp yeni bir aday belirlemek Erdoğan'a, rakibini hapse atan, rakibinin karşısına çıkamayan korkak bir siyasetçiye yükünü sırtından alma katkısını sağlar. Böyle bir şey olmaz. Erdoğan, bütün dünyanın ve Türkiye'nin gözü önünde rakibini hapse atan ve hapiste tutan ve onu adaylaştırmamak için her şeyi yapan, diploma iptali dahil, 15 çeşit dava açmak dahil, aynı anda adamı hem casuslukla, hem hırsızlıkla, hem evrakta sahtecilikle, hem rüşvetle, hem irtikapla suçluyor. Ne kadar çok korkulan bir adammış bu. Bir kişi bunların hepsi birden olamayacağına göre, ondan korkan birisi hepsi bütün tuşlara birden basıyor demektir. Bunu görmek lazım. Ve bunun bir siyasi maliyetinin olması lazım. Bunun da Erdoğan ve AK Parti tarafından ödenmesi lazım. Ben bu maliyetten AK Parti'yi kurtarmam, kurtarmak istemem. O yüzden sonuna kadar İmamoğlu'nun adaylığının arkasına durmak lazım.
‘ANİ SEÇİMİ DE BİZ KAZANIRIZ’
Ekrem İmamoğlu’nun diploma kararıyla ilgili ‘Danıştay'a tabii ki gideceğiz ama erken seçim mi kurgulanıyor’ gibi bir çıkışı vardı. Sizce çok baskın, çok ani bir seçime mi gidiyoruz?
Çok ani seçimi de biz kazanırız. Denesinler. Erdoğan'ı sandığa çekebilmek için ona her öneriyi sunuyorum. Ara seçimi sunuyorum, erken seçim sunuyorum, erken yerel seçimi sunuyorum, birlikte yapılmasını sunuyorum. Sadece İstanbul'da seçimleri yenileyelim. Yeter ki karşımıza sandıkta çıksın. Çünkü bugün Erdoğan sandıktan kaçarak yargı ve devlet gücünü kullanarak kendini güçlü gösteriyor. Bunu Aydın ve Afyon belediye başkanlarını partisine şantaj ve tehditle partisine katarken de böyle yapıyor. Gelsin Afyon ve Aydın'a sandık koyalım da görelim. Yeter ki milletle Erdoğan'ı bir sandıkla buluşturalım.
Şundan korkuyor olabilir. Bunu büyük bir samimiyetle söylüyorum; ‘Hiç olmazsa 200'den çok milletvekili çıkarırsam, tek başlarına anayasa değişikliği yapacak güçleri olmaz’ diye düşünüyor olabilirler. Düşünsenize geçmişten beklemedeki Yüce Divan yargılamaları var. İşte o dört bakanla ilgili çeşitli işte bugünkü bazı uygulamalarla ilgili yani TBMM’de soruşturma komisyonları kurulmasına engel olacak rakamda milletvekili aritmetiğini tutarak seçime gitmeyi de planlıyor olabilirler. Ben Erdoğan'ın yapacağı baskın seçim dahi ona da razıyım. Bir de CHP'nin gırtlağına basarak bir seçim yapma isteği işte, CHP'yi CHP'lilerin elinden alıp bir seçim yapmak…
‘YÜZ BİN İMZAYLA BİR CUMHURBAŞKANI ADAYINA BAKAR’
O noktada yol haritanız nasıl olacak?
Biz partimizi bırakmayız. CHP'yi bırakmayız, biz bu partiden ayrılmayız. Millet de bizi bırakmaz. İşte sizin verdiğiniz aday listeleri kabul etmeyecek bir parti yönetimi meselesi. O da bir cumhurbaşkanı adayına bakar. Yüz bin imzayla bir cumhurbaşkanı adayına bakar. Bir cumhurbaşkanı adayı çıkarılır ve böyle bir durumda bu millet öyle bir tokat vurur ki akılları almaz. Biz partimizi bırakmayız. Ama partinin bütün süreçlerine engel olacak bir iş bile yapsalar biz bu seçimi kazanırız.
Yani her yolu deneriz. Ya biz partiyi bırakmayız. Şimdi yedek parti sorusu, “mutlak butlan” ihtimaline karşı değil, parti kapatma ihtimaline karşı yedek partiler olur. Her partinin vardır, olması lazım. Her şeyi göze almışlar. Ama yok işte baskın seçim, CHP'nin gırtlağına basmak, partiyi elinden almak. Türkiye'yi elimizden alamazlar. Biz bu seçimi bir şekilde kazanırız. Devletle, milleti yarıştırırsanız millet kazanıyor. Bizim millet devlete saygılıdır. Her şeyi yapar. Askere gider işte oğlunu şehit verir, vatan sağ olsun der ama elinden sandığı almaya kalkarsan ya da milletin karşısına devleti dikersen millet kazanır. Hep böyle oldu.
Erdoğan aslında bir dönem milletin taleplerine karşı devletin yaptığı bazı haksız uygulamaların mağduriyetini kendisine bir kaldıraç olarak kullanmayı başardı ve Türkiye'de iktidara geldi. Şimdi tam tersini yaparak ve devleti milletin karşısına bu kez kendisi dikerek tarihi bir hata yapıyor. Bu hatadan dönerse ne âlâ ama dönmezse çok ağır bir yenilgi alacak. Buna adımın Özgür olduğu kadar eminim.
‘DİRENİŞİ SÜRDÜRECEĞİZ’
Ekrem İmamoğlu’nun diploması gelmediği sürece diğer davaların tümünü geri plana koyuyorum. Anayasal olarak Ekrem Bey aday olmadığında adayınızı avukat mı görürüz, eczacı mı görürüz?
Mansur Yavaş'ı kimsenin yedeği gibi tutmam. Mansur Yavaş şu anda Ankara’daki hizmetlerine odaklanan ama her ankette de en yüksek oranda destek alan isim. Ve bu şartlar altında Mansur Yavaş'ı şimdiden aday gösterip hedef yapmak ya da tartışmaya açmak ya da Ekrem Başkan'a yaşatılanların yükünden Erdoğan'ı kurtarıp zaten adayımız Ekrem değil Mansur deyip Erdoğan'a bir konfor alanı yaratmak ve Mansur Bey içinde de bir tahrip alanı yaratmak istemem. Çünkü Mansur Bey belediyecilik yapıyor. Ankara'ya odaklanmış durumda. İşini iyi yapıyor ve millet takdir ediyor. Brezilya'da Lula'nın yaşadıklarından ya da otoriter rejimlerde yok edilmeye çalışılan muhalefet partilerinden birine dönüştürülmeye çalışılıyor CHP. Buna karşı da tarihi bir direniş gösteriyoruz. Hem bu direnişi sürdüreceğiz hem de direnişi zayıflatacak yanlışların içinde olmayacağız.
ABD’Yİ PROTESTO EDECEKLER Mİ?
NATO karşıtı değil ama ABD karşısı söylemleriniz olmuştu. Özellikle bu İran Savaşı ile ilgili. ABD Başkanı'nın da NATO Zirvesi’nde Türkiye'ye gelmesi kuvvetle muhtemel. CHP bir protesto yapacak mı?
CHP, çağrısına uyulsa geçtiğimiz Eylül ayında geçtiğimiz Kasım ayında seçim yapılsaydı NATO Zirvesi’ne biz ev sahipliği yapıyor olacaktık. Gençler protesto edebilir, çeşitli protesto yapılabilir ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal bir protesto örgütlemesi talip olduğu görevle ve kendi ağırlığıyla uyuşmaz diye değerlendiriyorum.
03.03.2024